Dalgalan Bayrağım dalgalan,
kan var üzerinde kan,
Atalarımın emeğini düşünerek dalgalan!
Ay'lı Yıldız'lı al renkte şehitlerin kanının,
Ayın yıldızın beyazının,
Şehitlerimi düşünerek dalgalan.


 
nevşehir ili derinkuyu ilšesi SUVERMEZ kasabası
SAYFALAR  
  -----DUYURULAR----
  ANASAYFA
  ÜYELİK FORMU
  FOTOĞRAFLAR.
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  HARİTA
  KELİME ARŞİVİ
  SOHBET ODASI
  KURAN-I KERİM
  İSTANBUL'DA oturanların isim listesi
  TV İZLE
  FOTOĞRAF EKLE
  Deneme
KELİME ARŞİVİ
 
Herzaman ve herkezden duymama mıza rağmen ,arasıra da olsa, duyduğumuz,anladığımız yada anlayamadığımız yöremizde kullanılan, bazı kelime ve anlamları.  
ABA : Anne
ABARİ : Hayret ifade eden bir ünlem
ABOVV-ABU : Hayret ifade eden bir ünlem
ACER : Yeni, Taze
ACIŞMAK : Acımak, Yanmak,
AĞANMAK : (Tuvallanmak)At ve Eşeğin yerde yuvarlanması,
AĞ PAKLA : Kuru fasulye
AHIR SEKİSİ : Yarısı hayvan barınağı yarısı ikamet yeri olan, kışın hayvanların vücut ısılarından yararlanılarak ısınma sorunu çözülen büyükçe oda 
AHRAZ :Kulağı duymayan.
AKIDAK: Küçük abdest.
ALAF GİBİ : Ateş gibi yakıcı anlamında.
ALENGİLLİ : Tutarsız, dengesiz
ALICININ DİBİ : Serzeniş için söylenir. 
ALİMİYON : Aliminyum.
ALT DONU : Külot,
AMEL : İshal,
ANAHDIR : Anahtar.
ANNAC :Yamaç,Karşısı.
ARAVANTI : Boşgezen
ASİDE : Bir çeşit unlu tatlı
ASUVATA : Alış-veriş 
AŞKARSIZ:Yüzsüz, yırtık 
AVARA : Boş gezen,
AVRATASAN : Kılıbık,
AVURT : Yüz, Yanak
AYYAR : Tembel, iş tutmayan
AYAK YOLU : Tuvalet, Hela )

BABAĞLINI ÇEKMEK: Vebalini Çekmek.
BARİİİ : Hayret anlamında bir ünlem
BASDA : Seyyar satıcı sergisi 
BASDIRIK : Avlu kapılarının emniyet mandalı 
BAŞANGI : Yaramaz çocuk,
BESBELLİ : Apaçık 
BİBİ : Hala
BIT BIT : Geveze
BİDENE : Bir tane, tek 
BİCİK : Buzağıya verilen ad 
Bİ-GOŞAM : İki el dolusu, avuç 
BİĞİL/BÎİL : Bu Yıl.
BİLİK : Civcivlikten çıkmış genç tavuk,
BİLLENMEK : Bir örtüyü başının üzerine almak, örtünmek 
BILDIR : Geçen sene 
BODUÇ :Testinin küçüğü, toprak su kabı 
BOYDAK : Tek başına, yalnız başına 
BÖĞÜR : Vücudun yan tarafı,Böbrek kısmı (böğrüm ağrıyo).
BULAMAÇ : Un ve pekmezden yapılan tatlı.
BUOĞARSAMAK : İneğin çiftleşmeye hazır olma durumu 
BUNDAN KELLİ : Bundan sonra
BÜNGÜLDEMEK : Kaynamak
BÜZÜDÜK : Somurtkan

CABILDAK : Yalınayak,
CAMIZ : Manda ve öküz hayvanı için denir,
CARI : Çabuk hızlı iş yapan,
CARILDAK : Geveze,
CAVLAH : Pek fakir, çıplak,veya (Kel kafa)
CEREK : Ceviz indirme sopası, 
CICIK : Süs , (Barii peg iyiymi? cıcıklı.Tevatir!)
CIDIRINA BASMAK : Damarına basmak, sinirlendirme, 
CIFIT : Güvenilmez, tutarsız, 
CIĞIRTMAÇ : Yufka ekmeği tereyağ ile kızartarak yapılan yemek türü,
CINCIK : Cam eşya için söylenir.
CINGIL : Küçük üzüm salkımı,
CIŞIŞLAMA : Kaynama, 
CIRINDIRLIK : Etin en üst kısmındaki köpüklü kısmı, 
CİCİM : Güzelim anlamında bir hitap, 
CİMCİKLEMEK : Çimdiklemek,
CİNARABASI : Bisiklet, 
CİNATINA BİNDİRME : Sinirlendirme, kızdırma,
CİNGİL :Tek kulplu helkeye benzer kap. 
CİP, CÖP : Cep, 
CULLUK : Hindi,
CUŞUP GİTMEK : Uyuklamak, 
CORUTMAK : Küsüp gitmek,
CAVCAV : Çok ve gereksiz konu?an, geveze
CÜCÜK : (Kuru soğan içi) Küçük,veya Civciv,

ÇAPIT,ÇAPUT : Bez parçası, 
ÇAĞIRŞAK : Eskimiş, yıpranmış,
ÇAVMAK : Güneşin bir an için bir yere vurup yansıması,veya çok hızlı gitmek. 
ÇAŞ : Banyodan su boşaltma deliği, 
ÇEBİŞ: Oğlaktan büyük olan keçi yavrusu, 
ÇEMKİRMEK : (Köpek sesi) gibi Karşılık vermek,
ÇEDİK : Çocuk ayakkabısı ,
ÇIDIRGI : Yakmak üzere toplanmış ot çöp,
ÇIĞIRMAK : Söylemek, Bağırmak,(bi türkü çığır)
ÇİMMEK : Yıkanmak, Yüzmek, 
ÇİNEAR : İri gözlü kalbur,
ÇİTLEK : Kabuklu kuruyemiş,
ÇOLPA : Elinden iş gelmeyen, Beceriksiz,
ÇONTAR armağı eğri olan.
ÇÖLMEK : (Çömlek)Tandırda yemek pişirmeye yarayan toprak kap. 
ÇÖMÇE : Kepçe, yemek kepçesi,
ÇÖMMEK :Çömelmek.
ÇÖRÜŞÜK : Buruşuk,
ÇÖTLEN/ÇÖRTLEN: Dam Yağmur oluğu.
ÇUL : Minder veya eski giysi yada örtü,

DAKLAŞMAK/DAHLAŞMAK : Takılmak,Şakalaşmak.
DALINA BİNMEK : Bir kimseye bir şey yaptırmak için onu sürekli sıkıştırmak, 
DAYANGIN : Dayanıklı, Sağlam,
DAYLININ DİBİ : Daha ne istiyorsun yeter artık 
DELİCE : Atmaca kuşu,
DEPİK ATMAK :Tekme atmak, 
DEPLEK : Darbuka,Dümbelek. 
DESTİ : Topraktan yapılma ağzı dar kulplu su kabı, 
DEVLAMER/GEVRAMEL : Ayçiçeği, Günebakan,Ayçekirdeği.
DE-Mİ : Değil mi? 
DIMITMAK : Uyutmak, Bayıltmak
DİKOLTA : Gecelik, (Bayan geceliği),
DİRMİT : Fitne fesat işler yapan için söylenir,
DİNELMEK : Ayakta durmak,
DİNİZ/DİNGİN: Sakin,Durgun.
DİNK :Bulgur yaparken buğdayı ezmeye yarayan büyük yuvarlak taş.
DİMİ: Şalvar (Daha çok Nevşehir'de kullanılıyor.) 
DİLMEÇLİ : İşlemeli yerel bayan giysisi, 
DİRGEN : Metal üç/dört parmağı olan ağaç saplı hububat tarımında kullanılan tarım aracı 
DİREŞMEK : İnat Etmek,
DİRELMEK :Canlanmak,Ayağa kalkmak.
DİŞİRMEK : Toplamak,Dilenmek.
DİVİNMEK : Kıpırdanmak, hareketlenmek 
DİYDAA : İşte orada,
DİĞNEK /DİYNEK: Sopa, Değnek;
DİMDİREK osdoğru.
DIMIK : Köşe 
DIMIŞGI : Düzgün, onat, 
DIRIL : İnce pamuklu kumaş, 
DIRLANMA : Lüzumsuz konuşma, sus konuşma! 
DIDIĞININ DIDIĞI : Akrabanın uzağına denir.(Dış kapının tokmağı) 
DİZIHMAK : Dizlerinin üzerine çökmek.
DİZLİK :Kadınların bişey toplarlarken bellerine bağladıkları bez önlük.
DOLAZ : Haşlanmış patates ile pekmez veya Yağ un şeker karışımı bir tatlı yiyecek.
DORUTMAK : Yeni gelinlerin somurtması gibi durmak, suskunluk,
DÖLEK : Düz engebesiz arazi için kullanılan söz.(Aynı zamanda uslu dur anlamında Dölek dur! denir.) 
DÖŞ : Göğüs,
DULDA : Rüzgar almayan korunaklı yer,
DÜTLEMEK : Batırmak,
DÜÜĞ : İnce bulgur,
DÜŞEMİYE : Rasgele, Tahmini,

EFİLDEMEK : Çırpınmak,
EFDİKLENMEK : Can sıkıntısından oyalanmak, bişeyle uğraşmak,
EĞDİ : Sebze ve otların diplerini çapalamaya yarayan ağaç saplı kısa küçük çapa, 
EKECİK : Güveç,
EKSİKLİ : Kadın,
ELDESTİ : Küçük su testisi,
ELEVCİK : Bağda yada arazide bulunan kulube,
ELHAMDÜRÜLLAH :Elhamdülillah.
ELEVAY : Elinden iş gelmez.
ELLAAM : Herhalde, Sanırım,
ELCEK : Eldiven, Tırpanın el ile tutulan yeri, 
ELÖPEN : Kertenkele (Mar-Marile).
ENGÜRÜ : Topraktan yapılma güveç tenceresi,
ENNUR : Üzüm kütüğü üzerindeki fazla görülen filizlere, sürgünlere verilen ad,
ENKEBİT :Arabça'da Ankebut,Örümcek.(Karabasan
). 
ERTİŞMEK : Şakalaşmak,takılmak,el şakası yapmak,
ESAHTAN : Doğru, sahiden 
ESBAB : Kıyafet
EŞİĞ : Tandır ateşini karıştırmaya yarayan demir alet, demir çubuk, 
EYALİM : Arkadaşım, aşık olunan hanım. 
EYOV : Kadının erkeğine seslenişi, bir çağrı ünlemi 

FANILAMAK : İnlemek,
FERFENE : Bir eğlence türü, 
FİLKE : Musluk,
FİLKETE : Toka, saç tokası, 
FİNGİMEK : Gülmek,
FİRİK : İkinci hanım,kuma,gelin 
FIRTIK : Kullanıp küçülen sabun parçası 
FIŞKI : Gübre olmaya uygun kısmen sıvı hayvansal atık. Kızma ünlemi için kız çocuklarınada denilir,
FOS/FIS : İçi boş ceviz vs. için söylenir.
FOSALMAK : Sönmek,(Fısalmak)Havası inmek.

GAÇILIN : Çekilin, Uzaklaşın,
GADA : Dert, Tasa,
GADAŞIM : Kardeşim, arkadaşım, 
GALE : Düğünün, son gününe rastlayan cuma günleri kadınların def çalıp oynayarak eğlenmeleri adeti. (Gale de Gayalar adlı oyunu oynarmış eskiden büyüklerimiz.)Avanos ve civar köylerinde Gelin (saç Kâkül) kesme eğlence günü. 
GAMGA : Balta ile kırılan odunun artıkları, (Gamgaynan gaşınıyoh diye de bir tabir vardır.fakirliği yokluğu anlatan bir tabir.)
GANCIK :Eşek ve Köpek Dişisi.
GARDAHLI : Pürüzlü, (Genellikle halı yere serilip de düzgün olmadığında kullanılan bir tabir.) 
GATIR : Odundan yapılmış çocuk oyun Topaçı. 
GAVATA : Su tası,
GAVSALAM DARALDI : Daral geldi - içim daraldı.
GAYIL : Razı, (gayıl olmak - razı olmak)
GAYIRMA : Koruma, Kollama,
GEÇİM EHLİ : Kılıbık,
GEL BOONKÜĞÜN : Haftaya bugün,
GEPİRTİ : Gürültü
GEVMEK : Çiğnemek,
GIII : Kadın yada kıza seslenme ünlemi ( bi bahale gııı)Avanos yöresinde Ga şeklinde telaffuz edilir.
GICIR : Hiç kullanılmamış, yeni,
GILAMADA : Kuru üzüm çubuğu.
GIRÇMAK : Biçmek,
GISSIH : Kasık,
GITIR : Yalan, (Gıtır atma! diye söylenir.)
GIVRIŞMAK :Kırışmak. 
GIYALA : Arala. (gapıyı gıyala )
GIYPITMAK : Çalmak,Aşırmak.
GİDİ : Kişiliksiz,
GİDİŞMEK : Kaşınmak,
GİŞİLİK : Özel gün giysisi,
GÖĞ PAKLA : Yeşil fasulye,
GÖNÜRSÜ KOKMAK : 'N' harfi genizden okunmak suretiyle : Yanmış bez parçasının kokusu için kullanılır. 
GÖRESİ GELMEK : Özlemek,
GÖYÜRMEK : Salıvermek, bırakmak,
GOFALMAK : Övünmek 
GOŞŞAK : Yumuşak, 
GOP: Koş, 
GURK : Yumurta üzerinde yatan tavuğa verilen isim, 
GORA : Kapı mandalı veya mekanizması.
GUCÜK : Şubat ayı.
GUŞANE : Büyük tencere, 
GUŞLUK : Sabahın erken saatleri, tan vakti,
GUYRÖLÜ :Akrep.
GÜDÜK : Boydan kısa,
GÜCÜN : Zor bela,Zorlukla. 
GÜNDÜZLEME : Fırlama anlamında kızma ünlemi,
GÜNÜLEMEK : Kıskanmak,
GÜVAÂ : Damat.
GÜVENCİR: Güvercin.

HAFT : Su yalağı,
HALBERİ : Bir türlü,
HALDIR-HULDUR : Gelişigüzel giyinme- Çok bol elbise, 
HAMBAL : Hamal.
HAMIRCI : Boş boğaz,boğazına düşkünlere denir,
HAMIRSIZ : Mayalandırılmamış hamurdan yapılan bir tür ekmek,
HAMEŞ :İşe yaramaz, bi şey bilmeyen, 
HARAL : Saman taşınmak için yapılan çok uzun ve geniş çuval. 
HARDALAŞMAK : Boğuşmak, 
HAVŞ : Yorulmak.
HAZAAR/HEZAAR :Herhalde,Hali hazırda,Öyle ya anlamında bir ünlem. 
HECİRGET : Tandır ağzına üzerine konulan çapraz demir. 
HELİK : Küçük taş parçası 
HELKE : Bakırdan yapılmış kulplu ve kapaklı özellikle yoğurt tutturmada kullanılan kap.
HERENİ : Bakır kazanın küçüğü,
HERİF :Adam,Erkek 
HEZEN : Tavan örtmesi için kullanılan ağaçlar-tomruğun incesi,
HINAZA : İçten pazarlıklı, 
HOMUHMA: Küsen kişiler için söylenir,
HOMGUMA, HANGIRDAMA: Yersiz gülme 
HOMAHA/HOMA Om Kemiği) Etli kemik parçası, 
HONT : Kalça . Hontu çıkmak(Kalçası çıkmak). 
HORANTA : Aile efradı, 
HOTLAMAK : Atlamak 
HÖBÜLÜK: Ortalıkda duran şeyler için kullanılıyor.( Mesela ortada sap gibi kalan bir direk için.) 
HÖMERMEK : Dikleşmek,

IBRIH : İbrikli topraktan yapılmış su kabı,
ICCAH : Sıcak,
ICIH : Az, biraz,
İDİŞMEK : Karşılıklı çekişmek,
İKİNDİNLEDİYİN : İkindi vakti.
IGŞAMAK : Sallamak,
ILINGAÇ : Salıncak 
INGILDAMAK : Hareket etmek,
ISDANBIL : İstanbul.
İLİKLEMEK : Düğmelemek,
İLİŞKİR : Sucuk,
İLENGER : Yayvan bakır yemek kabı,
İLELEMEAĞŞI/İLÂĞŞI :Ele güne karşı, Elaleme karşı.
İLÂĞAN : Leğen,
İLAHNE : Lahana,
İLİF : Lif ( duş lifi)
İLLİK : Sahura kalkmak,
İNEZ : "n" genizden okunmak kaydı ile uyuşuk manasına,
İPİİ : Epey,
İRİŞMİYESİCE : Türemeyesice,Büyümeden öl anlamında.beddua.
İPDA : Öncelikle,
İSBORTU : İspirto. 
İSLİMCİ : Haylaz, serseri,
İŞGİL : Sucuk,
İŞŞİK : Eşik,Merdiven basamağı.
İTÂA : Yufka yapımı için hamuru çiğnemekte kullanılan koton kilim.
İTİ PEYNİR : Küflenmeye yüz tutmuş eski peynir. 
İVEZ :Sivrisinek.

KABALA : Bir işi kaba taslak fiyat biçmek ve yapmak,
KALIÇ : Orağın küçüğü, ekin biçmede kullanılır.
KANARA : İşe yaramaz, çok yiyen ihtiyar kadın (Dişi At)
KAYFALTI: Kahvaltı.
KEF : Köpük,tortu,
KÛFERE : Bal mumu,Petek.
KUNDELİK /GÜNDELİK : Günlük giysi
KEFERE : Katı burun Pisliği.
KELER: Kiler
KELİ / KİLİ : İki bağ yada tarlayı ayıran sınır. 
KEMÇİK : Yüzü çok zayıf olana denir. 
KERTİKLİ : Kenarları girintili çıkıntılı bakır sahan, tabak,veya zikzaklı bir cisim.
KEPENEK : Eski dükkanlarda kapamayı sağlayan tahta ya da saç kapaklar, 
KEPİR : Çorak toprak,
KERÇ ETMEK : Nispet etmek,
KELPEDEN : Kerpeden.
KELEBEK : Kepenek.
KERPİÇ : Kurumuş, inek ve öküz dışkısıdır. Kerpiç'i duvara atılarak kurutulan daha sonra tandırda yakılan yakacak.
KESGİÇ : Tandırda pişirilen peksimet türü ekmek,
KEŞŞİK : Yardımlaşma. İmece manasına gelir,
KIRI : Eşek sıpasına verilen ad.
KIRIK : Yasak ilişki yaşayan kadının sevgilisi
KIRIŞIP OTURMAK : Kendini beğenmek.
KIRMIZI: Domates.
KIYALAMAK : Aralamak,
KIVIŞLAMAK : Yerinden oynamak,
KIVIŞLATMAK / KIVIŞDADMAK : Yerinden oynatmak.
KİLE : Arpa ve buğday ölçeğidir mesela bir kile arpa iki (urup)'a eşittir yani 36 kilo eder,
KİPRİ : Kirpi.
KİRBİT : Kiprit.
KİRİZMA ALMAK : Bağ yada tarlayı derin kazarak alt-üst etme işi. 
KOLLÜK : (Harap) Bakımsız bağ,bahçe,
KOSSÜ : Köstebek,
KÖFDÜR : Pekmez ve un karışımı sazdan örülmüş hasır üstünde kurutularak kışın özellikle yatsılık olarak yenen tatlı.
KÜNDE : Hergün,
KÛLLE : Tandırın hava deliği, 
KÜLLÜK : Çöplük,
KÜRTÜK : Kar yığını 
KÜPECİK : Çömlek ile küp arası büyüklükte küplere verilen ad.
KÜSSÜK / KOSSÜK : Avlu kapılarının emniyeti için kullanılan kalın ağaç dayatma.! 
KÜZÜRÜK : Eritilmiş kuyruk yağından geriye kalan,

LAPÇIN : Lastik ayakkabı içine giyilen bir tür mest 
LIHLIHA : Kulpsuz topraktan yapılan sürahi, su kabı 

MALAMAT ETMEK : Rezil etmek.
MASİMİYO : Önemsemiyo,
MAŞRAFA : Bakırdan yapılan evlerde ve çeşmelerde su içmek için kullanılan su kabı,(Maşrapa).
MATAH : Kıymetli, değerli,
MAYA : Merkebin dişisine verilen ad. 
MAYASIR : Basur, Hemoroid,
MELEFE : Yorgan içi, 
MELHAM : Krem,
MENEVŞE : Menekşe,Çiçek.
METAMELİ : Aksi kişi,
METEL : Masal,
METLEMEK : Atlamak,
MIĞRIBA : Ufak boylu uyanık fetbaz,
MILÇIMAK : (Mılçımış) Tadı ve rengi bozulmuş meyve veya yiyecek.
MIŞIRIKLI : Dolanmaçlı,Anlaşılmaz bir şekilde konuşmak.
MIH : Başlıklı küçük Çivi, 
MIRIH : Sulu-cıvık çamur 
MİYİRSEK : Çok sevgi gösteren,
MÖHKEM : İhatalı, sağlam
MÖTÜRÜKLÜ : Hastalıklı,
MÜSTAMEL : Az kullanılmış.
MÜZÜMSÜZ: Lüzumsuz. Ne konuştuğunu bilmez 

NAADAR : Ne kadar
NAAHIT : Ne vakit
NALBEKİ : Bakır yumurta tabağı, 
NALİK : (Nalın) Tahtadan terlik.Takunya, 
NAVRAKSIZ : Suratsız, 
NEDEK : Ne yapalım.
NİRDEYDİN : Nerdeydin.
NOORÜYON : Ne yapıyorsun? Ne (iş) görüyorsun ? Hal hatır sormak için kullanılır. 

OLÇUM : Çok bilmiş,
ONMAK : Hayrını görmek,
OMURCA : Üzüm kütüğü, 
OSBAR : Tandırda yemek pişirmek için kullanılan toprak kap 
OSSURGAN BÖCÜĞÜ : Kara fatma

ÖFELEMEK : Ovalamak,
ÖFTEKAR : Derman,
ÖNDÜÇ : Ödünç, Emanet
ÖRÜZGAR / ÖLÜZGAR : Rüzgar,
ÖTEBERİ : Ivır zıvır eşyalar,
ÖTOĞON : (Öteki Gün) Geçen gün.

PAHIR : Bakır.
PAKLA / PAHLA : Fasulye,
PAMBIH : Pamuk.
PALAN : Semer.
PATE: Patates.
PELVER : Pekmez ile kaynatılarak yapılan ayva marmelatı (Buna pöörente de denir.)
PEŞKİR : El dokuması havlu,
PIÇAK/BIÇAH : Bıçak.
PISIK : Kedi,kedi yavrusu, 
PIRTMAK : Kurtulmak,
PİNDİR: Peynir.
PİRİŞ PİLAVU : Pirinç Pilavı.
PÖÇ : Kuyruk sokumu kemiği, 
PÖRSÜMÜŞ : Gevşeyip sarkmış. 
PERAVU : Peynirli bir mantı çeşidi (Üçgen şeklinden dolayı şibikli mantı da deniyor.)
PÜRÇÜKLÜ : Havuç,

SAMAR : Aptal
SAHU /SAKO ardesü, Ceket.
SAĞAN : Küçük tabak
SAKÇA : Saksağan (Beğenilmeyen şeyler için kullanılıyor Kötü Sahça! deniliyor. Çelimsiz gibi bir anlamı var.)
SASI : Kokmak, bozulmak. 
SAVAT : Çene,
SAVMAK : Göndermek,
SAVRUK : Saçıp savuran.
SAVUŞTURMAK : Yolcu etmek,
SEME : Sersem, Geç anlayan,Anlaması kıt olan,
SEKİ : (Sekmen) Sekemeç,kat,basamak.
SEYSANA : Çeyiz, 
SIDALANMA : İnsanların özellikle de çocukların hastalandıklarında sürekli nazlanmaları hali. 
SINATLAMAK : Nişan almak,
SINDI : Makas (Osmanlıca'da)
SINMAK : Bozulmak, abtestinin bozulması 
SIRACALI : Bir kzıma ünlemi. Kanserli, hastalıklı,
SIZGIT : Kalıplanarak serin yerde saklanan et kavurması,
SİFTİNMEK : Oyalanmak,
SİFLİ SİFLİ : Çaktırmadan sinsi sinsi.
SİLİK : Ahlaksız,
STİL : Fide, fidan,
SOFA: Kayadan oyma oda 
SOHU: Bulgur dövülen içi oyuk büyük taş
SOMYA: Sedir
SÜĞSÜN : Ense,
SÜMSÜK : Elde sanki anahtar tutuyomuş gibi yumruk yapma (şimdi sümsüğü yersin !) hali 
SÜMDÜK : Pisboğaz,Yüzsüz, Beceriksiz
SÜTLÜ : Sütlaç,

ŞEMŞAMER Şems-i Ahmer) Ayçiçeği,
ŞEMEME : Mandalina büyüklüğünde renkli ve kokulu bir (yenmeyen) sebze.
ŞALDIR-ŞULDUR : Gelişigüzel 
ŞALAK : Karpuzun olmamışı, küçüğü, 
ŞAYAK : Pantalon,
ŞATIR : İvedi, Şikayetçi, 
ŞAVUL ETMEK : İlan etmek,
ŞELEK: Ot ya da yakacak destesi, 
ŞEVĞİRİ : Eğri, çarpık, 
ŞEYTAN ŞAPLAÂ: Çirkin kişiye söylenir,
ŞIDIKMAK : Şımarmak,
ŞİBİK : Köşe, 
ŞİF : Pekmez ve şarap için ezilen üzümlerin posası,
ŞİKLETSİZ : Suratsız,
ŞİLLEZ ereyatağı kumu ile alçı karıştırılarak Ayran kıvamında elde edilen ve taş duvar örmede boşluklara doldurarak kullanılan harç.
ŞİPİLEMEK : İspiyonlamak,
ŞİVELEMEK : Tatlı söz söyleyerek tavlamak,
ŞOORDA : Şurada,

TADİYDAA : İşte orda,
TAFANA : Ekmek pişirilen tandırın bulunduğu yer, kiler 
TAHA/TAKA: Kaya oyma veya duvar girintisinden yapılmış raf.
TAPIŞLAMAK : Çocuğun arkasına hafif hafif vurarak uyutmaya çalışmak,
TAPIKLAMAK : Uyuklamak,
TAT : (Lal) Konuşma güçlüğü çeken kimse.
TELLİK : Takke.
TENTENE : Dantel, oya,
TEREVİ : Teravih.
TEREZİ : Terazi.
TERS: Hayvansal gübre,
TEZİKMEK : Koşturmak 
TEVATİR : Fevkalade, Beğenilen şeyler için kullanılır. 
Tİ-RAZ : Güvercinliklere çıkılan kaya merdiven
TİRİT : Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek
TOHUÇ : (Tokaç) Çamaşı yıkamada dövme işlemi için kullanılan tahtadan yapılmış gereç.
TOL : İki ev arasındaki sınırı belirleyen yüksek duvar. 
TONGELLEMEK : Yuvarlanmak 
TOSBAĞA : Kaplumbağa 
TÖHMELEMEK : Çok yiyip rahatsızlanmak,
TULUK:İçine pekmez,peynir,yağ konulan ya da yayık olarak kullanılan özel taş 
TUTURUK : Ateş tutuşturucu, ot türünden yakacak.

UDLANMAK : Mahcup olmak, suçlanmak, çekincen olmak...
UĞUNMAK : Hızlı ve dengeli bir şekilde dönmek. kendinden geçercesine ağlamak.
UĞURUN UĞURUN : Habersiz habersiz, Sessiz sessiz, 
UĞÜNMEK : Akışkan katı maddelerin yavaş yavaş dökülmesi,
URUP :arpa ve buğday ölçeği mesela bir urup arpa 18 kiloya eşittir,

ÜZLÜK : Topraktan yapılma, küçük kulpsuz çömlek
ÜVEZ :Yabani Ahlat Armudu.

VAŞIÇANAĞI : Topraktan yapılma salça yapımında kullanılan yayvan kap.
VO-O : Öyle olur mu? anlamında bir ünlem. 
VIRT-ZIRT (VIT,VID) : Lüzumsuz gereksiz konuşma. 
VIRIH : Cıvık
VİRA VİRA : Habire, sürekli, durmadan
VITTIRI-VIZIH : Tutarsız 

YAĞLAMA : Yağ şeker ve yumurta konularak yapılan özel pide, 
YAĞANNI : Sırt 
YAĞNIŞ : Hatalı, yanlış, 
YAŞLIK : Küçük bebelerin salyalarının silinmesi için omuzlarına iğnelenen mendil 
YANAZ : Aksi 
YANIR : Karalı İsli,Kirli.
YATSILIK : Özellikle uzun kış gecelerinde yatsıdan sonra misafirlere ikram edilen kuru yiyeceklerin genel adı.
(Geber-yatlık) 
YAPMA : Yakılmak amacıyla elle şekillendirilmiş hayvani gübre,
YALIMSAK: Çok gezene derler. Yalımsak gibi geziyor.
YAŞMANMAK : Bayanların bir örtüyü saçlarını, ağzını kapatacak şekilde kullanması,
YAZI : Arazi,
YEERİF : (Ya Herif) Sende anlamında kullanılır. Habi sös (sus) yiyerif anlamında.
YELEKLENMEK :Herşeye önden gitmek.
YİLELAA : Telaşlı, aceleci,
YÖNAA : Aksi,
YUHA : Yufka.
YUMUŞ : Görev, emir,
YUNMAK : Yıkanmak.
YÜKSÜNMEK : İsteksiz olmak.
YÜKLÜK : Kaya oyma veya duvar girintisinden yapılmış gardrap 

ZAAR : Küçük yapılı kırma ev köpeği,
ZABAH : Sabah.
ZABIN : Zayıf
ZAĞINI ALMAK : Tam yolunu almak,
ZAYBAK : Dayanıksız,
ZAVAR :Hayvan yemi,
ZEKARET : (Sekârat) Ölmek üzere olan,
ZERDELİ : Kayısı,
ZILLIMAK - ZINARMAK : Oyunbozanlık etmek, mızıkçılık, 
ZINGIR-ZINGIR : Yerleri titreterek yürüme 
ZIRT-VIRT : İkide birde 
ZİKKE : Hayvan başlamaya yarayan demir kazık, 



 DEYİMLER

ACI ZULÜM : Zor şartlarda,
ACI PATLICANI KIRAĞI ÇALMAZ: Kötüye bişeycik olmaz
ACIN YATIP GÜCÜN KALKMAK : Kıt kanaat geçinmek.
AĞIR OTURUP BATMAN KALKMAK avranışlarında ölçülü olmak .
AĞZINA KAŞIK SIĞMAMAK : Çok memnun olmak 
AĞZINI HAVAYA VERMEK : Muhatabını dikkate almamak 
ALTINI ÇALDIRMAK : Gereksiz davranışlarla sosyal durumunu sarsmak 
ANASININ KARNINA SARMAK : İşe yaramaz duruma getirmek 
ANASINDAN ÖNCE AHIRA GİRMEK : Saygı göstermemek sırasına razı olmamak 
AŞIĞI KURŞUNLAMAK : Zenginlemek
APDAL EŞEĞİ GİBİ ZONGUMA :Apdal eşeği gibi hoplama.
AYAĞINI SÜRÜYÜP GELMEK : Uğurlu gelmek, Uğurlu olmak 
AYIRDINA VARMAK : Fark etmek 
AYRANI KABARMAK : Öfkelenmek 
ARIYA GİTMEK: Ziyan olmak,boşa gitmek.
BABANI SIÇARKENMİ TAŞLADIM ? : Olmadık zamanda bi zararım mı oldu? 
BAĞRI YUFKA OLMAK : Merhametli olmak 
BİTİ KANLANMAK : Fakirlikten varlık sahibi olmak 
CAYIRTI VERMEK :Karışıklık yaratmak 
ÇÜŞ DEDİKÇE PARMAK ÜZÜMÜNE GİTMEK :Uyarılmasına rağmen zarar veren davranışlarda bulunmak 
DAYLININ DİBİİ/ZIKKIMIN BERKİ: Azarlamak için söylenen bi söz. 
DELİ KIZIN DONU GİBİ : Uygunsuz , Dağınık 
dirip dişirmek : Toplamak.devşirmek 
DESTİ DESTİYE DEĞSİN BAALIM : Hele bir sonucu görelim bakalım,
DOKUZ KÜTÜĞÜN BİR DEĞNEĞİ OLMAK: Bir ailenin işe yarar tek kişisi olmak 
DÜMBELEĞİ DELİNMEK: Çok acıkmak. tabi söylenirken dümbelea diye söyleniyo
EFTİĞİ DARALMAK : Canı sıkılmak 
EŞŞEK SATTIĞIMIN BAĞ KOMŞUSU : Uzaktan tanınan kişiyi anlatır
EŞŞEK KUYRUĞU GİBİ NE UZALIR NE KISALIR : Değişmez gelişme göstermez 
FİNK ATMAK : Sevinçli olmak 
FİT SOKMAK : Kişilerin arasının bozmak 
FARELERİ BİLE BASTONLA GEZİYO : Fakirlikten yiyecek bulamamak
GAMGAYNAN KAŞINMAK : Fakirliği anlatır
GADALARINI ALAYIM erdin belan benim olsun ki.
GÖNÜLSÜZ KÖPEk ULUYA ULUYA SÜRÜYE KURT GETİRİR DEYİMİ : Eğer bir işe Gönülsüz olarak başlanırsa sonucu mutlaka kötü biter anlamında.
GÖZÜ FEEMİTMİYOR : İyi görmüyor,
GÜCÜN GÜCÜN KAZANMAK : Kazancını zor temin etmek 
HARMANA GİREN PORSUK DİRGENİ GÖZE ALIR : Risk almakla ilgili bir deyim.
HEM AYRAN TOPLAR HEM TUTTUĞUNU G*TÜNE KISTIRIR : Yoksul olduğunu saklamak 
HINTIM HIMANIM KESİLDİ : Dermanım kesildi.
ISKATI DİŞİME DEĞSİN DE KİM ÖLÜRSE ÖLSÜN : Iskat ( ölünün arkasından tutamadığı oruç-namaz için verilen bedel(fidye)...
İÇİME İLİMEDİ : İçime sinmedi 
İLAHNE GİBİ GİYİNMEK : Üst üste giyinmek 
İLK AŞAMDAN : Akşamın ilk saatlerinde 
İTİN AYAĞINI TAŞTAN ESİRGEMEK : Öğüde kulak asmayanı korumamak.Niye koruyayım ki ! varsın ayagı taşa takılsın. 
KAFADAN SAKAT : Ruh sağlığı bozuk 
KEL ALİNİN BAĞI :" Kel alakanın " Nevşehir versiyonu,
KINA GİBİ UN OLMAK : İstenen sonucun elde edilmesi 
KUYRUK SALLAMAK : Karşı cinsi umutlandırıcı davranışlarda bulunmak 
LAFININ AVCARI OLMAMAK : İpe sapa gelmez şeyler söylemek
ÖDÜ SITMAK: Ödü kopmak.
YATTIĞI AHIR SEKİSİ, ÇAĞIRDIĞI İSTANBUL TÜRKÜSÜ : Yok yoksul haline bakmadan olmadık şeylerden bahsedene denir.
YİRİL YİRİL KOKMAK : Pis / kötü kokmak.
ZIBARIP YAT : Usluca yat uyu,
ZIMBIK/ZIMZIK :Yumruk





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen::05.10.2011, 18:37 (UTC)
suvermez
suvermez
Kapalı

nörüyonuz



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

SAKLI SAYFALARA GİRİŞ  
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
 
Reklam  
   
Bugün1 2 ziyaretçi (17 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
">